Nedir bu kendini öldürmeden yok etme arzusu?





Kendisini içmekten alıkoyamayacağını anladım. O’nun elindeki bira bardağını sol elimle kavradıktan sonra, sağ elimi yumruk yapıp, içi dolu bardağın gövdesinden sessizce geçirdim. 


Kırılıp dağılan bardakta ilginç bir şekilde hala biraz bira vardı. O bardaktan içmeye çalışırsa dudakları parçalanabilirdi. Benim istediğim de tam buydu zaten. Feveran ederek bağırıp çağıracağını düşündüm bir an ama öyle olmadı. Bir bana, bir elime seyirtti, sonra zelk ederek masadan sandalyeye, oradan da yeni döşenmiş krem rengi halının üstünde yerle yeksan oldu. Şaşkınlık içindeyim. Olanı biteni anlamaya çalışıyorum. Halının üzerinde fısır fısır ses çıkaran şeyin ne olduğunu ararken buldum gözlerimi. Kan mı bu? Sağ elim mi parçalanmış?!

Daha dün, parçalamamış  elimle, evin salonundaki piyanoda dolaşıp duruyordum. Sağ elimin bu haliyle fil dişi tuşların üstünde seke seke dolaşsaydım, bu kan mürekkebiden nasıl bir desen oluşurdu diye meraklandım. Bu engellenemez merak yerde yatan kadının gerçekliğini yadsımama izin vermedi! Döndüm O’na.

O’nun içinde bir Dr. Jekyll vardı. Ben gece uyurken yataktan usulca ayrılıp mutfaktaki masanın başında ufak ufak demlenirdi hep. O güzelliğin, badelendikçe ağır ağır Dr. Jekyll’a dönüşmesini uykulu gözleriminin menteşelerini gıcırdatarak izlerdim. Dönüşme demek istemem buna, bu bir buluşma, bir geliş. İstekle yapılan, çöldeki akbabanın yeryüzünde uzanan hayvan cesedine dönüşü gibi, kendi leşini yapılan bir savlet.

Nedir bu kendini öldürmeden yok etme arzusu?

O’nu bırak kendine bak. Ya ben?

Söyleyecek, yazacak bir şeyi kalmadığında ne yapar insan? Çok mu sıradanlaşır? Çok mu sıradanlaşırız daha önce yazdıklarımı okuyanlarla beraber? Tek korkumuz bu mu? Sıradanlaşmak… Yazan ne yapar? “Dem”’in dipsiz kuyusuna salar mı kendini? Dr. Jekyll çıkıp gelerek kurtaracak herkesi umuduyla? Seni, beni?

Birey olarak vücudumdaki Dr. JeykII’a kani kılınmakla beraber, bu kalabalığın içindeyken, O katilin başkalarının vücudundan benim hayatımda sahne alışına bir türlü anlam veremiyorum!? Bu cehl-i mürekkep Adem, kalabalıklaştıkça, kabalaştıkça ölme ihtimalim tüm bunlarla beraber orantılı olarak artıyor.

Kırık bardak dibinin kalın yerinden, masanın üstüne kırılan ışık gibiyiz. Gerçekliğimiz yok ama varlığımız tam… Şimdi söyle, duyumsadığın bu sızı gerçekliği olmayan Dr. Jeykllların varlığı mıdır? O sızı, içindeki katilin azar azar her gün jiletlediği bir hayat olmasın senin göğüs kafesindeki!